AnasayfaSSSAramaÜye ListesiGiriş yapKayıt Ol
Kütüphane bölümümüz güncellenmektedir.  "Kadın ve Erkek Eşitliği" konusu tamamlanmıştır.
Bağlantı sorunları nedeniyle Portal sayfası geçici olarak kaldırıldı....
"Program Arşivi" forumuna "Antivirüs Güvenlik" ve "Araçlar" kategorisi açılmıştır.
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Hakkını vermediğimiz iş yüzümüzü ağartmaz
Evlilikler de Bunalıma Girer
Ahirete İnancımız Ölçüsünde Huzurumuz Olur
Ebedi Hayata Doğmak
ABDEST
TALAK (BOŞANMA)
Gül Sultanım (Yeni Video Klip)
Beş Esas
Meleklere İman
Can Feda Edilecek Dost
Paz Şub. 23, 2014 7:32 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:27 pm
Paz Şub. 23, 2014 7:18 pm
Paz Şub. 23, 2014 3:07 pm
Ptsi Şub. 17, 2014 3:17 am
Ptsi Şub. 17, 2014 3:09 am
Ptsi Ocak 20, 2014 3:15 am
Cuma Ekim 11, 2013 4:33 am
Çarş. Ekim 09, 2013 2:50 am
Paz Ekim 06, 2013 3:15 pm
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat
osmanserhat

Paylaş|

Hakk’ın Dergâhına Sığınınca

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
Misafir
Misafir
avatar

MesajKonu: Hakk’ın Dergâhına Sığınınca Cuma Eyl. 17, 2010 1:40 am



Hakk’ın Dergâhına Sığınınca

T. Ziya ERGUNEL • 139. Sayı / DİĞER YAZILAR



“Dergâh-ı Hakk’a sığın ister isen emn ü emân
Seyret âzâdeliğin âhû-yı deşt-i Harem’in.”
(Seyyid Vehbî)


[Harem-i Şerif sahrasındaki ceylanların (avlanma korkusundan) azade, (serbestçe dolaşmalarını) gör;
(sen de onlar gibi) emniyet ve dokunulmazlık istiyorsan Hakk’ın dergâhına sığın.]

Ecdadı Ehl-i Beyt’e dayandığı için Seyyid Vehbî diye anılan Vehbi Hüseyin Efendi, İstanbul’daki III. Ahmet Çeşmesinin kitabesine “Aç besmeleyle iç suyu, eyle Han Ahmed’e dua” mısraıyla tarih düşüren şairdir. 1674 ile 1736 yılları arasında yaşamış, müderrislik ve kadılık yapmış, Gülşenî yolunun müntesibi bir derviş olan bu şairimiz manzum Kırk Hadis Tercümesi’yle tanınıyor. Yukardaki beytinde Mekke’de Harem sınırları dahilindeki avlanma yasağını hatırlatarak bütün tehlike ve korkulardan kurtulup emniyet içinde yaşamak isteyenlere, Allah Tealâ’nın dergâhına sığınmayı salık veriyor.

Malum, Mekke ile Medine’ye “iki harem bölgesi” manasına “Haremeyn” denir ki bu şehirleri ve etraflarındaki belirli bir mıntıkayı ifade eder. Müslümanların mahremi olan bu mıntıkalara yabancılar, yani gayrimüslimler giremez. Allah Tealâ tarafından mukaddes kılındığı için buralara bilhassa hürmet edilir ve bu hususi ihtiramın gereği olarak da sair zamanlarda mübah sayılan bazı fiillerden kaçınılır.

Meselâ Kâbe-yi Muazzama ile Mescid-i Haram’ı merkezine alan ve sınırları Cebrail a.s. tarafından belirlenen Harem-i Şerif yahut Mekke Haremi dahilinde, ihramlı olsun olmasın, müslümanların av hayvanlarını avlaması yasaktır.
Seyyid Vehbî buradan hareketle, bizim daha çok ceylan diye bildiğimiz ahuların dahi Harem-i Şerif bölgesinde serbestçe, tam bir emniyet içinde dolaşmasına dikkat çekiyor. Cenab-ı Hakk’ın dergâhına sığınınca, ahu gibi bütün avcıların gözdesi, son derece ürkek, savunmasız hayvanlar bile kendilerine kimsenin ilişemeyeceğinden emin, her türlü korku ve tehlikeden azade, tam bir hürriyet içerisinde ömürlerini sürdürüyorlar.

Âzadelik, hem hür veya serbest olma, hem bir himaye altında emin olma halidir. Çünkü hürriyet temelde bir tercih eylemidir. Bir şeyi yapıp yapmamak yahut en az iki alternatiften birine yönelmek hususundaki tercihini insanın kendisinin belirlediği düşünülse de bütünüyle böyle değildir. Tercihlerimizi belirleyen iyi-kötü, doğru-yanlış, faydalı-zararlı gibi değer hükümleri, dinin, kültürün, eğitimin, çevrenin tesiriyle zihnimize yüklenen tasavvurlardır. Bu tasavvurların hakikate uygun olması durumunda azadeliğimizi, hürriyet ve emniyet hissimizi muhafaza edebiliriz. Aksi, yanlış adım atmak, kötü tercihler yapmak demektir ki mutlaka tehlikeye düşürür, bir berzaha mahkum eder insanı. Öyleyse azadelikteki emniyet hissi, himayesi altına girilen varlığın kudreti ve sahip olduğumuz ölçülerin isabeti ile alakalıdır.

Bu sebeple İslâm’da azadelik veya hürriyet, “Allah’tan başka ilâh tanımamak, Allah’tan başka hiçbir varlık ve güce kul olmamak” diye tarif edilir. Buna rağmen insan çoğu zaman fark edemese de nefsini ilâhlaştırır; hürriyeti, “hevasının peşinden gitme, her istediğini dilediğince yapma imkanı” gibi anlar. Böylece nefse kul olmak, insanı zelil kılan en ağır köleliktir halbuki. Nefsine uyanlar şeytanın tuzakları karşısında bütün direncini kaybetmiştir. Her an avlanıp helâk olmak, ateşe düşmek tehlikesiyle yüz yüzedirler.

Seyyid Vehbî’nin ceylanların azadeliğini göstererek bunu Hakk’ın dergâhı dairesinde, yani Harem-i Şerif’te yaşamalarına bağlaması, bütün insanları Kâbe civarına çağırması manasına gelmiyor şüphesiz. Ayetlerle sabit olduğu üzere Mekke ve çevresi Kâbe sebebiyle emin kılınmıştır. Kâbe yeryüzünün ilk mescididir, beytullahtır. Fakat insan, gönlünü beytullah kılarak kendi haremini bulunduğu herhangi bir çevrede de inşa edebilir. Gönüller kelime-i tevhit zikriyle, içindeki putları yıka yıka Kâbe olur. Gönüllerini Kâbe yapanların da tıpkı Mekke haremi gibi, yakın yerine şeytanların yaklaşamayacağı, nefsin hevasının tesir edemeyeceği haremleri vardır.

Gönlün Kâbe kılınması kâmil imanla mümkündür. Dikkat edilirse İslâm’da imanın da hürriyetin de tarifi aynıdır. Kaldı ki iman hem Allah Tealâ’nın himayesinden, hem O’nun kudretinden ve koyduğu ölçülerin sıhhatinden emin olmak demektir. Bu emniyettir ki insanı istikamet üzere tutar, yanlış tercihlerle yoldan çıkıp zarara uğramaktan kurtarır.
Fakat gönlü bir çırpıda Kâbe kılmak, kâmil bir imana ulaşmak kolay değildir. Bir yönelme kararlılığını gerektirir öncelikle. Beyitteki “dergâh” kelimesi bu sebeple seçilmiştir. Dergâh, açıldığı mekânı da anlatmakla beraber, aslında “kapı” demektir. Her kapı bir girişi, bir başlangıcı, bir yönelişi ifade eder. “Dergâh-ı Hakk’a sığın” tavsiyesini, Cenab-ı Hakk’ın himayesine mazhar olmanın, O’nun ahkâmına bağlanmanın, tam manasıyla iman etmenin imkân ve vesilesine yönelmek şeklinde de anlayabiliriz. Öyleyse tıpkı Mescid-i Haram gibi yeryüzünün bütün mescitleri Allah’a, O’na kul olmanın azadelik ve emniyetine açılan birer kapıdır. Öyleyse tıpkı Kâbe gibi Allah’ın veli kullarının beytullah olan gönülleri de ilahî himayeye götüren birer kapıdır.

Hakk’a açılan bu kapılara yönelenler, sonunda imanın emniyet ve huzur iklimine varacaklardır. Bu kapılardan girilen beytullahı hayatlarının merkezine alıp onun etrafında tazimle dönenler, bulundukları zaman ve mekanı böylece Harem-i Şerif yapanlar, elbette şeytanın tasallutundan korunacaklardır.


www.semerkanddergisi.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Hakk’ın Dergâhına Sığınınca

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Menzil Forum :: Semerkand & Radyo & TV :: Semerkand Dergisi-
SİSTEM BİLGİLERİÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by phpBB2 (subsilver)
Copyright ©2008 - 2011,
Content Relevant URLs by www.akmenzil.net
Kuruluş Tarihi : Paz 24 Ağus. 2008 - 18:30
akmenzil.net sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanızakmenzil@hotmail.com e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Bedava forum | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın